 |
|

Çay yüzyıllardır süregelen bir gelenek gibidir.
hep onu soframızda ve misafirimize ikramda kullanırız,oysa çayın sağlığımıza olan katkıları saymakla bitmiyor. |
Uzmanlar, içerdiği kafein nedeniyle çayın dinlendirici özelliği olduğunu belirtti.
Çayda bulunan özel teanin maddesi, beynin alfa dalgaları yaymasını teşvik ediyor. Bu dalgalar, uyuşukluk yapmadan dinlenme özelliğine sahip... Kafein, sinir sistemini uyarıyor ve damarların gelişmesini, kan devrinin hızlanmasını sağlıyor. Çay içenlerde zihin açıklığı oluyor.
VERİMİ ARTIRIR
Ders çalışırken, kitap okurken verimliliği artırıyor. Çay, vücutta metabolizma sonucu oluşan zararlı atık ve zehirli maddeleri azaltıyor ve yok ediyor. Bu olumlu etki, çaydaki (P) vitamini diye adlandırılan antioksidan özellikli fenolik bileşiklerden kaynaklanıyor. Çay, bu yönüyle de bazı kanserlere karşı insan vücudunu koruyor.
|
| |
Kansızlığa eğilimli, doğurganlık dönemindeki kadınların ve çocukların yemekle birlikte çay içmemeleri, çok arzu edilirse açık ve limonla birlikte içmeleri gerektiği bildirildi.
Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ayşe Baysal, yaptığı açıklamada, Türkiye de genellikle sıcak olarak içilen siyah çayın, demlenme sırasında suya geçebilen öğelerinden faydalanıldığını ve bunun başında da kafein in geldiğini belirtti. Prof. Dr. Baysal, iki-üç dakika 180 ml kaynar suyla demlenmiş çayda 30 mg civarında kafein bulunduğunu, demlenme süresi uzadıkça, bu miktarın yaklaşık 60 mg a çıkabildiğini kaydetti.
Prof. Dr. Ayşe Baysal, çayın, minerallerden potasyum ve flor için önemli kaynak sayılabileceğini de vurgulayarak, "Bir fincan çay 60-70 mg potasyum ve 0.10-0.12 mg flor sağlar. Alüminyum, demleme sırasında suya çok az geçer. Bir fincan çaydaki miktarı ortalama 0.4 mg dır. Çay, manganez açısından zengindir. Bir fincan çaydaki miktarı 0.1-0.3 mg arasında değişir" dedi.
Siyah çaydaki okside olmuş fenolik ögelerin, demirin biyo yararlılığını önemli ölçüde azalttığını ifade eden Prof. Baysal, bu etkinin, özellikle diyetleri bitkisel besinlere bağımlı kişilerde demir yetersizliği anemisinin oluşmasında önemli rol oynadığını, çay, yemekle birlikte içildiğinde bu tür olumsuz etkisinin söz konusu olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Ayşe Baysal, yemekten bir saat sonra içilen çayın, demirin biyo yararlılığına etkisinin gözlenmediğini vurgulayarak, "Bu nedenle, kansızlığa eğilimli, doğurganlık dönemindeki kadınların ve çocukların yemekle birlikte çay içmemeleri, çok arzu edilirse açık ve limonla birlikte içmeleri gerekmektedir. Limon C vitamini içerdiğinden, fenollerin demir bağlayıcı etkilerini azaltmaktadır. Bunun yanında, demir birikimi olan talasemili hastalara yemekle çay içirilmesi yararlı kabul edilebilir" diye konuştu.
Prof. Dr. Baysal, çayın önemli miktarda kafein ve metilksantinler içerdiğini belirterek, "Kafein ve diğer metilksantinler mide salgısını uyarırlar. Mide salgısının aşırı artması, mide dokusu zayıf kişilerde ülser riskini artırır. Çayın sütle ve şekerle birlikte içilmesi, asit salgısı üzerindeki etkiyi azaltır. Bu nedenle, gastrit ve ülsere meyilli olan kişilerin çay içmekten sakınmaları, çok istenirse çok açık şekilde içmeleri önerilmektedir" dedi.
Yaşlılıkta kemik kaybının önemli sağlık sorunlarından birini oluşturduğunu dikkat çeken Prof. Dr. Ayşe Baysal, "Aşırı kafein alımı vücudun kalsiyum dengesini olumsuz etkiler. Bu nedenle, yaşlı kişilerin fazla çay içmeleri kemik sağlıkları için sakıncalıdır. Bunun yanında aralarda içilen bir-iki bardak çayın fazla etkisi olmaz" diye konuştu.
|
DİNLENDİRİCİ
 Çaydaki kafein, konsantrasyonu, uyanık ve isabetli olmayı artırabilir, tat ve koku alma uyularını güçlendirebilir.
Ayrıca, hazım sağlayan sıvıları, böbrek ve karaciğer de dahil olmak üzere metabolizmayı uyarır ve böylece toksinlerin ve diğer istenmeyen maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olur.
Çaydaki kafein nedeniyle çayın dinlendirici özelliği vardır.
Çaya özel teanin maddesi, beynin alfa dalgaları yaymasını teşvik eder.
Bu dalgalar, uyuşukluk yapmadan dinlenme özelliğindedir.
Kafein, sinir sistemini uyarır, damarların genişlemesini, kan devrinin hızlanmasını sağlar.
Çay içenlerde zihin açıklığı olur. Ders çalışırken, kitap okurken verimliliği artırır...'
KALP KRİZİ GEÇİRENLERE ÖNERİ
Günde 2 fincan çay, ölüm riskini yüzde 44 düşürüyor. Günde en az 2 fincan çay içenler, kalp krizi sonrası 3 yıl içinde ölme riskini % 44 oranında azaltıyor. Amerika'daki dünya çapında
saygınlığa sahip Harvard Üniversitesi tarafından gerçekleştiren araştırmaya göre kalp krizi geçiren kişilerin günde en az 1-2 fincan çay içmesi gerekiyor.
Dr. Keneth Mukamal ve ekibinin gerçekleştirdiği araştırma 1900 Amerikalı kalp hastası üzerinde yürütüldü.
Hepsi bir kez kalp krizi geçiren hastalar, 1 fincan çay içenler, 2 ve daha fazla fincan çay içenler ve hiç içmeyenler olarak gruplara ayrıldı.
Araştırma sonucu, günde 2 fincan ve daha fazla fincan içenlerin kalp krizi geçirdikten sonra 3-4 yıl içersinde ölme riskini, çay içmeyenler göre % 44 oranında azaldığı görüldü.
Günde sadece 1 fincan çay içenlerde ise bu oran % 28 olarak belirlendi. Dr. Mukamal , '' düzenli olarak çay içenlerin ölüm oranının daha düşük olduğunu belirledik. Çayın, kalp krizi sonrası ölüm riskini düşürmesinde cinsiyet, yaş, obezite, yüksek tansiyon
yada sigara tüketimi gibi faktörler hiç fark etmiyor'' diye konuştu.
Dr. Mukamal, çayın bu denli faydalı ve etkili oluşundaki sebebin, içerdiği kan pıhtılaşmasını ve damarların tıkanmasını önleyen antioksidan türü'' flavonıid ''maddesi olduğunu belirtti.
Sabah, 08 / 05 / 2002
ÇAY KEMİK YOĞUNLUĞUNU KORUYOR
Tayvan'ın Ulusal Çeng Kung Üniversite Hastanesi'nden bilim adamları,çayın başta bel ve kalça olmak üzere, tüm vücuttaki kemiklerin mineral yoğunluğunu koruyucu etkisinin
açıkça ortaya çıktığını belirttiler.
Araştırmacılar, çaydaki ve özellikle yeşil çaydaki florür seviyesinin yüksek olmasının zaman içinde kemik yoğunluğunun artmasına yardımcı olabileceğini söylediler.
Bilim adamları, kemiklere yarar sağlayan çok çay içmek değil, çay alışkanlığının süresi olduğuna dikkat çektikleri.
Çayın kemikler üzerindeki etkisinin, on yıldan fazla süreden beri düzenli çay içenlerde görüldüğü belirlendi. Araştırma, çay içme alışkanlığı olan 497 Çinli erkek ve 540 Çinli kadın üzerinde yapıldı. Çayın, sağlık üzerinde etkisi olan 4 bin kimyasal bileşik ihtiva ettiği belirtiliyor.Ntvmsnbc, 13 / 05/ 2002
KANSERİN ÇARESİ ÇAY
 Siyah ve yeşil çayın, kalp hastalıkları riskinin yanı sıra mide ve yemek borusu kanseri riskini de azalttığı saptandı.
Amerika KanserAraştırma Kuruluşu'nun 93. kongresinde, konuyla ,ilgili yaptıkları bir araştırmanın sonucunu açıklayanABD'deki Keck Tıp Okulu VeÇin'deki Şanghay Kanser
Enstitüsü Uzmanları, çayın içindeki antioksidan bileşik polyphenols'un midede kansere neden olabilen kimyasal maddeleri parçalayarak yok ettiği bildirildi.
Araştırmayı 45-64yaş grubunda 18.344 erkek denek üzerinde yapan Amerikalı ve Çinli bilim adamları, çay içenlerinin idrarlarında kansere yol açan maddelerin daha az , mide ve
yemek borusu kanserinin yarı yarıya az görüldüğünü açıkladı.
Havuç,ıspanak,meyve ve diğer sebzelerde bulunan anti kanserojen madde karoten'i yeterli derecede almayan,sigara ve alkol tüketen ve midelerinde Hpylori bakterisi
bulunan kişilerde mide kanseri riski bulunur.
Yeterli miktarda çay içen ve mide sağlığına önem veren kişilerde ise bu risk azalıyor. Bilim adamları, çayın içindeki polyphenols maddesinin kansere yol açabilen kimyasal etkenleri önleyici etki gösterirken, C veE vitamini gibi, proteinleri ve DNA'yi oksitlenmenin meydana getirdiği hasardan koruduğunu, sağlıklı hücrelerin hasar görmesini önlediğini ve kanser tümörlerinin büyümesini durdurduğunu bildirdi.
Milliyet, 09 / 04 / 2002
ALZHEİMER HASTALIĞINA KARŞI
İngiltere'deki Newcastle Üniversitesi'nden uzmanların yaptığı araştırmaya göre yeşil ve siyah çay, bunama ve Alzheimer gibi hastalıklara yol açan enzimlerin beyindeki faaliyetini durduran
özelliklere sahip.
Bulgulara göre çay, özellikle bunama ile mücadele için geliştirilen ilaçlarla benzer etkiyi yapıyor.
Alzheimer hastalığı, beyinde 'asetilkolin' adlı kimyasalın azalması sonucu ortaya çıkıyor.
|
| |
|
|
 |